ODTÜ Öğretim Üyeleri Listesinden Bazı Mesajlar


Melek D. Yücel (14.1.1998)

ODTÜ MATEMATİK BÖLÜMÜNDEN MEZUN, ODTÜ'DE ÖĞRETİM ÜYELİĞİ YAPMIŞ.
ŞİMDİ YURTDIŞINDA OLAN BİR ARKADAŞIM CAHİT ARF'IN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ
OLARAK ŞUNLARI YAZIYOR:

Bir yıldız daha kaydı demek. Başımız sağ olsun.

Cahit Bey'i olağanüstü bir matematikçi olarak bilen coktur. Bilmezlikten
gelen de coktur. Ustun bilim adamligi yaninda toplumsal olaylara kendine
yakisir yaklasimi ve cesareti ile de ornek bir insan ve kararli bir
demokratti. Yuksek ogrenimini nazi Almanyasinda yaptigindandir belki, Cahit
Hoca nazi artigi siyasi akimlara karsi cok hassasti. Emekli olacagi yillarda
bir ulkucu rektor atanmisti ODTU'ye (HASAN TAN'DAN SoZEDiLDiGiNi
BiLMEYEN YOKTUR HERHALDE, GENCLER iCiN YiNE DE EKLiYORUM, M.D.YuCEL).
Universite yillar suren bir kramp gecirmisti. O rektor Cahit Bey'den
nefret ettigi kadar herhalde kimseden nefret etmemistir. Emekli
olduktan sonra bolumdeki ofisi ayrilmisti kendisine, calisir,
matematik tarihi ve bilim felsefesi uzerine seminerler verirdi. Uygun
amacla kullanilmadigina hukmederek Arf'in elinden aldilar ofisini,
tepeden gelen bir emirle (SANIRIM MEHMET GoNLuBOL'UN EMRiYDi BU,
YANILIYORSAM MATEMATiKCi ARKADA$LAR DuZELTiRLER Mi?). Cok uzulmustu.
Bizim memlekete arada bir meteor gibi birseyler dusuyor, Cahit Bey
onlardan biri. Onemli bir matematikcinin kadrini bilmeyi ogrenmemiz
icin daha firinlar dolusu somun yememiz gerek maalesef.

Cahit Bey benim MS tez jurimde uc uyeden biriydi. Savunmami yapip odayi
terkettikten sonra tez hocama "bu haylaz bunu nasil yapti" demis. Cunku beni
hep ya bolumun cimenlerinde kan ter icinde futbol oynarken ya da pingpong
oynarken gorurdu. Gurul gurul sesi, inci gibi el yazisi, ve ders anlatirken
cocuksu heyecanini hic unutmayacagim.

iSTANBUL'DA YA$AYAN BA$KA BiR ARKADA$IM iSE $oYLE YAZMI$:

Bugun Cahit Arf'in cenazesine gittim. Ankara Fen Lisesi'nin ilk
donemlerinden temel bilimleri secen bircok mezunu oradaydi. Erdal
Inonu, Tosun Terzioglu da.

Ama degerli devlet buyuklerimizden bir tanesi bile yoktu. Bu ulkenin
yetistirdigi en onemli insan oldu ve cenazesine gelmeye tenezzul etmediler.
Belki de Cahit hocadan bihaberdiler.

Diger ulkeleri bilmiyorum bu nedenle ABD ile karsilastiracagim. Cok sevdigim
Richard Feynman oldu. Uzerinden bir kac yil gecmesine ragmen kitapcilarda
uzerine bir suru kitap bulabiliyorsunuz. Acaba Cahit Hoca icin bir tanecik
bile kitap olmayacak mi?

Yeni nesillere bir suru degersiz insan model olarak veriliyor. Futbolculara,
"degerli sanatcilara" verilen onemin cok degil kucuk bir kismini Cahit Hoca
ve onun gibi bu ulkeye hizmet etmis kisilere veremez miyiz? Bu kadar mi
raydan cikmis vaziyetteyiz?

Boyle bir ulkede yasadigimdan dolayi utanayim mi, aglayayim mi
bilemiyorum
________________________________________________________________________

BU iKi ARKADA$IMIN uZuNTuLERiNE VE KAYGILARINA HAK VERMEMEK ELDE
DEGiL. SEVGiLi CAHiT HOCA'MIZ iCiN BiR(YA DA BiRDEN FAZLA) KiTAP
YAZILMASINA, ONUN BiLiM ADAMI NiTELiGi KADAR oNEMLi OLAN, TOPLUMCU
YANININ TANITILMASINA, iNANDIGI DOGRULARI SAVUNMAKTAKi CESUR VE
KARARLI TUTUMUNUN GENCLERE ANLATILMASINA, ODTu'Lu oGRETiM uYELERiNiN
oNAYAK OLMASI GEREKTiGiNi Du$uNuYORUM.

BoYLE BiR KiTABA HAZIRLIK OLMASI, YA DA EN AZINDAN KENDi ARAMIZDA
ONU DAHA iYi TANIYABiLMEMiZ, DEGERiNi KAVRAYABiLMEMiZ iCiN, CAHiT ARF
HOCAMIZI YAKINDAN TANIYAN, ONUN DERSLERiNE GiREN, TEOREMLERiNi BiLEN,
ODTu'NuN HASAN TAN DoNEMiNDE YA$ADIGI TOPLUMSAL MuCADELEDE CAHiT
ARF'IN YANIBA$INDA OLAN DEGERLi ARKADA$LARIMIZI, HOCALARIMIZI BU
LiSTEDE YAZMAYA DAVET EDiYORUM.

HADi SN. UGUR ERSOY, YAKUP KEPENEK, $AFAK ALPAY, TURGUT oNDER, ALBERT
ERKiP, GuNEY GoNENC, oNDER YuKSEL, SuHA SEVuK("BiZ HASAN TAN'I ODTu'YE
REKToR OLARAK KABUL ETMiYORUZ" DiYE PARA TOPLAYIP GAZETEYE iLAN VEREN
YAKLA$IK 850 Ki$iNiN iCiNDE SiZ DE VARDINIZ DEGiL Mi?), VE BENiM
ADLARINI BiLEMEDiGiM DAHA PEK COKLARI, LuTFEN BiLDiKLERiNiZi BiZLERE
ANLATIN. BiZiMLE PAYLA$ACAKLARINIZ, HEM BELLEKSiZ BiR TOPLUM OLMAKTAN
KURTULUP AYNI HATALARI uSTuSTE i$LEMEMEMiZE, HEM DEGERBiLiR
DAVRANABiLMEMiZE YARDIMCI OLACAK. YAZILANLAR BELKi DE BiRCOK KiTABIN
BELKEMiGiNi OLU$TURACAK.

i$TE KLAVYELER, ODALARIMIZDA, HEMEN YANIBA$IMIZDA. BiR TEK TU$A
BASARAK YuZLERCE Ki$iNiN ODASINA VE RUHUNA ULA$ABiLiYORUZ. BU GuZEL
PAYLA$MA ORTAMINI KULLANMAMIZI, uNiVERSiTE uRETKENLiGiNi LiSTEMiZE
YANSITMAMIZI, ODTu oGRETiM uYELERi LiSTESiNiN YARDIMIYLA CAHiT ARF
HOCAMIZI ANLATAN KiTAPLAR uRETMEMiZi oNERiYORUM.

SEVGi VE SAYGILARIMLA,   MELEK D. YuCEL
                         ELEK. MuH. BoL.
________________________________________________________________

Semih Bilgen (14.1.1998)
Degerli Arkadaslar,
     Cahit Arf'in yakinindan gecmis insanlar olarak hepimiz
yasadiklarimizi animsamaliyiz.
     Ben onun yalnizca bir seminerini dinledim. Engin birikimi,
buyuk insanlara ozgu alcakgonullulugunun ardinda piril pirildi. Buyuk
sanatcilardaki gosterissiz etkililigi yasiyordunuz.
     Hasse-Arf teoremini bilmiyorum. Matematigi de ancak basit bir
muhendis kadar izleyebiliyorum; uzaktan seviyor, hayranlik duyuyorum.
     Ancak, 1977 yilinda, o ugursuz insanlarin egemen oldugu ortamda
genc bir ogretim gorevlisiydim. Cahit Arf ise o zaman ODTU'nun basina
rektor olarak getirilmis bulunan Hasan Tan'in karsisindaki kitlenin
en on safindaki en saygin isimler arasindaydi.
    Baskaldiri hareketlerinde  en onde,
yitirebileceklerini goze almis, serdengecti sayilan insanlar
olur. Hareket basarisiz olursa ilk ezilenler bunlardir. Hareket
kitlesellestikce cekiciligi artar, cig gibi buyur. Her boyutta
boyle yasaniyor. Turk kurtulus hareketi de boyleydi, "Hasan Tan
ODTU'ye rektor olamaz!" hareketi de. Ilk basta tepkiler, analarin,
babalarin, esin  dostun, "yapmayin canim, yasa disi bu yaptiginiz"
uyarilarindan, jandarma polis dayagina, padisah fermanina,
zindanlara, iskencelere  kadar gidebiliyor.
    Iste o noktada 1977'de ODTU'de bir Cahit Arf vardi. Diger
hocalarimiz da vardi. Hepsi saygidegerdi, hepsi uygar ve insanca
tepkilerini ortaya koyuyorlardi. ODTU ogrencisi, iscisi ve ogretim
elemanlari birlikte, universiteye "isci" kisvesi altinda sokulan
fasist militanlara karsi koyuyorlardi. Bugun kahraman ilan
edilenler tarafindan Bahçelievler katliaminda 7 TIP'linin oldurulmesi
o guruhun eserleri arasindadir. Ayni guruh, ODTU'de egemenlik kurmaya
calisiyor ve karsilarinda Cahit Arf'in onderligindeki disiplinli ve
kararli kitleyi buluyorlardi.
    Bizim gibi genc akademisyenlerin gozunde Cahit Arf, bu tepkinin
sayginliginin, ne kaybedilirse edilsin hepsine degeceginin
gostergesiydi. Cahit Arf yalniz degildi. Diger yigit hocalarimiz onun
yanindaydilar; ancak bu dunya capindaki matematikci, o kitlenin en
onunde yuruyor, "yasadisi" bildirilere ilk imzayi koyuyordu. Onderlik
bu idi. Bu maya tutunca, yasaninca, her boyutta yinelenebiliyordu:
Idari Ilimler Fakultesi ogretim elemanlarinin toplantisini basip "bu
toplanti kanunsuzdur, derhal dagilin!" diye bizleri tehdit eden
fasist militani, gozunu kirpmadan kolundan tutup disari atan Rona
Aybay,  korkunun degil kendine sayginin
ornegini hepimiz icin yinelemis oluyordu. Ogrencilerimiz, butun
calisanlarimiz ayni ODTU'lu tavrini benimsemisti.

    Birkac kez yineledigim gibi, bu tavrin, kendine ve insana
saygili, uygar, cesur ve odunsuz tavrin, tarih boyunca hep var
oldugunu,  her boyutta var oldugunu biliyoruz. Cahit Arf hocamiz,
dunya capinda saygider bilimadamligi ile toplumsal onderligin
birlikte yasanabilecegini bize gosterenlerdendi.
    Ne mutlu onu taniyanlara. Basimiz sag olsun.

    Semih Bilgen
________________________________________________________________________

Yılmaz Akyıldız (14.1.1998)
Yurt icinde ve disinda degisik konularda pek cok insan tanidim.
Bunlar icinde Cahit Arf`in bende cok ozel bir yeri vardir:
Cahit Bey tanidigim en hizli dsunebilen, en hizli muhakeme yapabilen
ve kendine has mantigi icinde eristigi neticeleri hic cekinmeden ve
sakinmadan aninda dobra dobra syleyen ender kisilerden birisiydi.

En sevdigim sozleri:

"Matematik bir meslek dali degil, bir yasam tarzidir."

"Klasik muzik, resim, bale gibi, Matematik de guzel sanatlarin
bir dalidir, zira insana sinirsizlik hissi verir."
 

En takdir ettigim yonleri:

Bilimsel dusunceyi her seyin uzerinde tutardi.

Devamli matematikle ugrasir, luzumsuz seylerle ilgilenmez,
vaktini asla bosa harcamazdi.

Acimasizdi, etrafinda yalana, palavraya, yalaklanmaya,
bos laflara, caf-cafa, entrikalara asla yer yoktu.
 

En tipik karakteristikleri:

Egosentrik ve eksantrikti. Tahmin edilemeyen bir dusunus yolu vardi.
Onunla iken devamli diken zerinde oturuyormus hissine kapilirdiniz,
zira onun beyin gucunu hisseder, tesirinde kalir ve
biraz sonra ne gibi neticeler soyleyecegini tahmin edemeyeceginizden
devamli pur-dikkat halinde olurdunuz.
Sizi her an surprizlere bogabilirdi.

Muthis bir muhakeme gucu vardi ve kendine has mantigi cercevesinde
ulastigi neticeleri aninda hic cekinmeden dobra-dobra soyler, tahmin
edemeyeceginiz bazi cok carpici olabilecek iddialarla, ispatlarla sizi
hayretler icerisinde birakirdi.

Problem cozmeye bayilirdi. Bilhassa baskalarinin cozemeyip de
kendisine getirdigi problemleri cozmekten muthis bir zevk alirdi.
Bu problemler sirfi matematikten olabilecegi gibi muhendisligin
herhangi bir dalindan veya o andaki fizigin en modern teorisinden,
ornegin kuvantum mekaniginden de olabilirdi.

Kopeginden siyrilmayi becerip, evinde kendisini ziyaret ettiginizde
tam bir centilmenle karsilasir, onun ziyaretinizden nasil bir cocuk gibi
sevindigine sahit olurdunuz. Size once kendi yaptigi likornden sunar,
sonra da kahvenizi pisirirdi, (ama faliniza bakmazdi; bu tip seylere onun
yasaminda saka da olsa asla yer yoktu...).

Yilmaz Akyildiz
________________________________________________________________________

Metin Durgut (14.1.1998)

Cahit  Arf için pek çok anisi olan birisi olarak, onu en çok
entellektuel birikimini hic esirgemeden gençleri adam yerine koyan
sevecenligi ve ustaligina cesni katan duyarli hali ile animsayacagim.
Buna belki de, gormemek icin gozlerimi kapamak istedigim cirkin olaylar
neden oluyor.
 Cahit Bey artik pek rastlanmayan insan gibi insanlardandir. Ozgurlukcu
ve yenilikci yanini, birbirinden ayirmadigi meslek ve yurttas
sorumlulugunu takdir etmeden onun dunya ile hasaplasmasinin arkasindaki
iradeyi de anlamamis oluruz. ODTU boyle kimlikler ile ODTU oldu,
kaybedecekse de gene boyle kimlikleri yuk gibi gordugunde kaybedecektir.

Metin Durgut, Fizik Bolumu
________________________________________________________________________

Uluğ Çapar (14.1.1998)

Agda Cahit Bey'den benim aldigim kadar eski bir tarihte ders
alan birisi var mi bilemiyorum. 1959 yilinda ITU Uygulamali
Mekanik Opsiyonu'nun ucuncu yil matematigine devamli hocamiz
Tevfik Okyay Kabakcioglu'nun Almanya'ta gidisi dolayisiyla
Cahit Bey ziyaretci hoca olarak gelmisti. Kursu sisteminin
en koyu sekli ile hakim oldugu yillardi. Degil simdiki gibi
hocalarin odasina rasgele anlarda girip sInav kagitlarini
gormek, verilen notlari tartismak, kursu asistani ile bile
ancak randevu ile gorusulebilirdi, aldigimiz notlari ise
takdir-i ilahi gibi kabul ederdik. Boyle bir ortamda
Cahit Bey'in cok farkli bir hoca tipi cizdigini hemen farkettik.
Cok guler yuzlu ve rahat idi, cok ta liberaldi.. Hangi konularin
bize en cok gerektigine bizimle tartisarak karar veriyordu (opsiyonda
cok az ogrenci idik), aksamustu de arabasi ile bizi Taksim'e
birakiyordu!. Bunlar hic gordugumuz, alistigimiz seyler degildi.

Daha sonraki donemlerde TUBITAK ve ODTU Matematik Bolumunde
calistigim yillarda (1965 ten 1970 sonlarina kadar) Cahit Bey'in
civarinda bulunmak şans ve mutluluguna sahip oldum. Bu yalIn,
liberal ve demokrat havasini hep muhafaza etti. Cevresine
yaptigi en olumlu etkilerden biri bence şu idi:
 Bahsettiginiz bir matematik problemini ilgi ile dinler, o
problemin daha zor uzantilarinin kurgusunu hemen oracikta oluş-
turuverir, bunu size "assign" eder, daha sonra da peşinizi birak-
mayarak koguştururdu "ne yaptin o konuda" diye. Boylece sizde
bir matematik sevinci, araştırma zevki uyandirir, Cahit Bey'in
deger verdigi seyler dusunebilip yapabiliyorum diye şevkle calışır-
dınız.

 Bence Cahit Bey Hilbert-Gottingen ekol'u gelenegini devam ettiren
Universal matematikci tipinin son orneklerindendi, belki de
sonuncusu idi. Her$eyden anlardi, muhendislik mekanigi ve elasti-
siteden kuantum kuramina, kIsmi diferansiyel denklemlerden
class-field theory'ye kadar ust uzmanlik duzeyinde fikir ve ilham
veremeyecegi konu yoktu. Sanirim 70 li yillarin ba$I idi, bunu
kendisi de şöyle ifade etmisti : "Yakin zamanlara kadar deneysel
yonu olmamak koşulu ile, icinde matematik olan fizik, kimya,
muhendislik veya herhangibir şeyi Turkiye'de en iyi ben anlar ve
bilirdim, ama artik yavas yavas gencler yetisiyor ve tek tek
konularda benden iyiler".

 Prof. Mustafa Inan'in fotoelastisite ile deneysel olarak
cozumunu buldugu e$-gerilmeli kopru profili probleminin teorik
cozumunu elde edisi ve kuantum mekanigine grup teorisi yoluyla
yaptigi katkilar, Cahit Bey'in hayati ve eserleri ile ilgili
bir iki kitapcikta detayli ve teknik duzeyde anlatiliyor.
Ben Cahit Bey'in cok yonlulugu ve keskin matematik gorusu
ile ilgili kendi iki anImI nakletmek istiyorum. Sanirim 70 li
yillarin baslarinda idi. ODTU Matematik Bolumunde kompleks
analizde, nisbeten dar bir problem alaninda calisan fakat bu
alanda cok iyi isler yapmis uluslararasi une sahip bir Alman
profesor (Şimdi adini animsiyamiyorum) seminer veriyordu.
Cahit Bey seminer ile pek ilgilenmiyor gozukuyordu, hatta
uyuklar gibiydi. Seminer sonunda Cahit Bey aniden canlanarak
"senin dediklerin $u $u sekilde de yapilabilirdi ve daha da iyi
olurdu, problemin daha genel bir cozumu cikardi" deyinca adam cok
$aSIrdI. "Cok ilginc bir fikir, o kadar zamandir bu problem uzerinde
calisiyorum, bu hic hatirima gelmemisti" demisti.

 Gene 70 li yillarin ortalariydi.. Bolumde "Schwartz- Distribus-
yon uzaylarinda olasIlIk olculeri" konulu bir seminer yapmistim.
Ertesi gun Cahit Bey beni ofisine cagirdi. "Ulug, kuantum field
konusunda olasilik kurami cok ha babam tarzda kullaniliyor, iyi
bir bazi da yok.. Bu senin fonksiyonel analiz ve olcu teorisi
dili ve de iyi duzeyde stokastik surecler orada cok i$ yapabilir."
dedi ve bana quantum field teorisinin bazi problem alanlarini
anlatti, burada surecler tanimliyabilir, stokastik entegrasyon
kullanabilirsin dedi. Anlattiklarinin cok az kIsmInI anlayabil-
mistim. Daha sonra Bogolyuboff'un "Quantum Field Theory" kitabini
okumaga koyuldum. Bir sure sonra da fizik bilgimin yetersiz oldu-
guna karar vererek patlayan ogrenci olaylarinin da etkisi ile
konuyu biraktim. Sekiz on sene sonra fikri baskalari da buldu ve
80 li yillarin ortalarindan itibaren yeni bir dal olarak gelisti.
Bugun artik Mathematical Reviews' ta ve de bircok uluslararasi
konferansta "Quantum Probabilities" ve "Quantum Processes" ba$likli
seksiyonlar var. Ben bugun de konunun uzmani degilim ama sanirim
yapilanlar Cahit Bey'in dusundugu seylerden ba$kasi degil.

Cahit Hoca'mizi rahmetle aniyorum,
Saygilarimla,

Ulug Capar
________________________________________________________________________

CAHİT HOCA İÇİN
Şafak ALPAY

 Cahit ARF bir Matematikçi idi. Çocukluk düşünü gerçekleştirmiş matematik literatürüne "Arf Halkaları, Arf Değişmezleri, Arf Kapan???" gibi kavramların yanısıra Hasse-Arf teoremi ile anılan teoremler kazandırmıştır. Matematik yapıtlarının en sağlıklı değerlendirmelerinden biri de onların kalıcı olup olmadıklarına bakmaktır. Cahit hocanın 1940'larda yaptığı matematiğin günümüzde hala kullanılıyor olması Cahit beyin eserlerinin kalıcılık sınavını geçtiğini kesinkez göstermektedir. 1970'li yıllarda öğrenci olarak bulunduğum Londra'da ünlü Fransız matematikçisi Jean-Pierre Serre'nin Kings  Kolejde yaptığı bir konuşmaya gitmiştim.  Konuşmasının başında tahtayı üçe bölen Serre; ilk dilimde klasiklere,  ikinci dilimde Cahit Arf ve Hasse'ye, üçüncü dilimde ise kendisinin ve öğrencilerinin çalışmalarını ele alarak Cahit hocanın çalışmalarının önemini vurgulamıştı.
 Cahit hocanın tüm uğraşısı matematik değildi. O ülkemizin temel bilim, eğitim, teknoloji alanlarının sorunları kadar toplum yaşamımızı düzenleyen oluşumlar üzerinde de düşünür, fikir üretir, söyler ve yazardı. Özgün insan dergisinden [1]  aldığım "Özgürlüğün Temeli" adlı yazısı Cahit hocanın bu yanlarını tanımamız için katkıda bulunacaktır sanıyorum.
 "Bir toplumda yasaların sağladığı özgürlük yanında kiminin kendi kendisine sağlayabildiği, hatta yasaların birçok doğal özgürlüklerin varlığını kısıtladığı hallerde bile sağlayabileceği, daha önemli bir özgürlük, bütün diğer özgürlüklerin temelini teşkil eder. Önyargılardan kurtulma diye adlandırabileceğimiz bu özgürlük, toplum yasaları ile değil, kiminin çok çetin bir iç uğraşısı ile kazanılır ve hiç bir zamanda tam olarak kazanılamaz.  Gerek kişisel, gerekse toplumsal mutluluğumuzun ilk koşulu olarak kendimizi önyargılardan bilinçli bir şekilde arındırmak suretiyle her türlü özgürlüğün temeli olan iç özgürlüğe yaklaşmamız gerekmektedir".
 Özgürlüğün tanımını böylece veren Cahit hoca buna ulaşabilmek için bir de öğütte bulunuyor. "Temennim odur ki, toplumun bugünkü ve gelecekteki mutluluğuna katkıda bulunmayı kendilerine iş edinen aydın kişilerimiz, bu sözünü ettiğim temel özgürlük konusu üzerinde ısrarla dursunlar, toplumumuzda hala geçerli ve yaygın olan bir kısım politikacı tarafından, bazen kendi önyargıları dolayısıyla, bazen de sömürü aracı olarak güçlendirilmeye çalışılan önyargılardan bilinçli bir şekilde kurtulunmasını çabuklaştırsınlar".
 Cahit hoca yazısında böyle önyargıları örnek olarak şunları söylüyor. "Kişisel bir konu olan dinsel inançlara toplumsal yaşamda önemli bir yer vermek gerektiği hakkındaki önyargı; başka toplumlara karşı beslenen düşmanlık ve kin duygusu, soyluluk, soysuzluk duygusu ......" Cahit hoca bu çeşit önyargıların temel özgürlüğümüzü kısıtladığını ve olayları anlayış, davranışlarımızı kendi kendimize ızdırap yaratmayacak şekilde ayarlamamız gerektiği kanısındadır. Cahit hoca Atatürk'ün kendi çağında özgürlüğü en geniş ölçüde kazanmış olmasının, o'nun en güçlü yönü olduğu kanısındadır.
Cahit hoca  bir yurtseverdi. Bunu görmek için  yine aynı yazıdan alınan aşağıdaki öyküye bakmamız yeterli olacaktır.
 "1932'de matematik eğitimimim okul devresini bitirerek, yurda döndüğümde o zamanki Milli Eğitim Bakanlığında yetkili bir görevde bulunan yaşlı bir dostumla ne yapacağımı görüşürken, kendisine gençliğin safdil idealizmi ile, bir anadolu kasabasında matematik öğretmenliği yapmak istediğimi ve orada öğrencilerimle matematik hocalığı dışında da ilgilenmek istediğimi, onlara mesela  Marx ve Nitsche'yi okuyacağımı elimden geldiği ölçüde münakaşa edeceğimi söyledim.  O zamanın heyecanlı bir tarih öğretmeni olan yaşlı dostum hayretle, matematik,  Marx ve Nitsche arasındaki münasebetsizliği işaret etti. Buna yanıtım sadece şu oldu: "Amacım öğrencilerime şu veya bu görüşü telkin değil, özgür insanlar yetiştirmek". O zaman kastettiğim özgürlük bugün mutluluğumuz için bir bakıma en çok gerekli olduğu kanısında olduğum "önyargılardan kurtulma" idi. Kanımca Milli Eğitimin Temel İlkesi şu veya bu şekilde şartlanmış gelecek kuşakların yetiştirilmesi değil; tam tersine gelecek kuşakların şartlanmamış, olayları olduğu gibi gören, her olayda,  her davranışında "neden" diye sorabilen ve bu soruya doğal, mantıksal yanıtlar verebilen kişiler olarak yetiştirilmiş olmalıdır" Cahit hoca gelecek kuşakların ve böylece toplumun mutluluğunun sağlanabileceği yargısındadır.

 Cahit hocanın eğitim hakkındaki düşüncelerini [2]'de daha da iyi anlayabiliriyoruz.  Eğitim ve öğretimin bilinmeyenleri çok olan bir konu olduğu konusunda bizi uyaran Cahit bey bu konuda "Şunu yaparsan şöyle olur demek olanaksız görünmektedir" deyip "eğitim ve öğretim toplumu özgürlük içinde mutlu ve doğa koşullarını daima daha yaygın ve güçlü bir şekilde kullanabilen insanlardan oluşmuş hale getirmektir" diye tanımlıyor.  " Böyle bir amaca yönelik eğitimde yöntemler konunun içerdiği bilinmeyen etkenlerin çokluğu dolayısıyla her yer ve halde geçerli kesin kurallardan kaçınmak zorundadır. Aksi halde en olumlu sonuç olarak okuduğunu belleyen, düşünceden yoksun robotlardan oluşan bir toplum yaratılmış olur. Yamalı bohça durumu yakınılacak bir husus değil, tam tersine oluşturulması gereken bir durumdur. Eğitim örgütüne düşen görev eğitim ve öğretimde standardizasyon sağlamak değil, tersine toplumumuz için yıkıcı ve uyutucu olmamak şartı ile eğitim ve öğretim çeşitlemesini sağlamaktır".
 Yukarıda  örneklemeye çalıştığım gibi Cahit hocanın her probleme özgün bir yaklaşımı vardır. Yaklaşımlarının ortak yanı daima değişmez olanların aranmasıdır.  Cahit hoca bilgisi ve kültürüyle önemli işler yapmış kişilerin huzurunu taşıyan, kompleksiz bir insandı. Günlük değer yargılarına takılma s??l???, başkalarına yaranmak için inandığının tersini yapabilme kaçamağı, düşüncelerini zamanın gereklerine göre biçimlendirme hafifliği, gözlerini kapama, duymama, adam sendecilik sorumsuzluğu hiç bir zaman olmamıştır Cahit hocada.
 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Cahit hocasını 1977'de içine düştüğü bunalım sırasındaki kararlı, toparlayıcı ve yönlendirici tutumuyla hatırlayacaktır. İstenmeyen bir rektörün atanmasıyla ortaya çıkan bunalım nedeniyle eğitim durmuş, kaba kuvvet üniversiteden hesap sormak amacıyla üniversiteye yerleştirilmişti. Can güvenliğinin olmadığı ortamda Cahit hoca kaba kuvvetin tehditlerine aldırmadan üniversiteye sıcak gülüşü, babacan görünümü, tükenmez enerjisi ile öğrenci ve öğretim üyelerine esin kaynağı olmuştur. O günlerde özerk ve demokratik üniversite için yaptığı çalışmalar ve katkılardan ötürü Tüm Öğretim Üyeleri Derneğinin değerli bilim adamımız Seha Meray adına koyduğu ödül Cahit hocaya verilmişti.
 Tahta oymacılğını, vişne likörünü, Sabahattin Ali öykülerini, torunlarını çok seven Cahit hocayı bizde çok sevdik ve saydık.  Bölüm koridorlarındaki tütün kokusu ve gökgürültüsü sesi, zarif yazısıyla dolmuş kara tahtalar hiç aklımızdan çıkmayacak ve bize her zaman esin kaynağı olacaktır.

[1] Cahit Arf "Özgürlüğün Temeli", Özgün İnsan Dergisi, Haziran 1976
[2] Cahit Arf Kitapçığı, ODTÜ, Matematik Bölümü Yayını, Kasım 1981.